22 Haziran 2012 Cuma

Kendi Hayatımızı Ne Kadar Yönetebiliyoruz?...

 

   Aslında insanın yapması gereken şeyi bilmesindense, bildiklerini hayatına şekillendirerek uygulayabilme kabiliyeti olmalı. Ne kadar çok şey bildiğimiz değil, doğru bildiklerimizle hayatımızı ne kadar yönlendirebildiğimiz önemli...

      İnsanın bildiğini, doğru bulupta yapmadığını, yapmadığından ötürü hataya düştüğünü ve bu sebeple ilerleyemeden aynı yerde
kaldığı şeye, bu inanılmaz tepkisiz kalışı, görmezden gelişi neden?

      Kimisi evet insanoğluna verilen düşünme yetisini kullanır fakat doğru tasarruf edemez, kimisi ise düşünmeden yalan yanlış tavırlar sergiler. Her iki kimsede doğruda değilken, neden insanoğluna sunulmuş düşünmenin ötesine geçemiyoruz. Düşündüklerimizi hayatımızda uygulayamıyoruz. Düşünmekle üzerimizdeki sorumluluğun kalktığı inancı nereden geliyor. İçimizdeki kötü vesveseye meyletmemizin sebebi ne? Bu iç savaşta galip gelenlerin silahı ne?

Evet Zor Olabilir Ama...



            İnsanın pekte değişmeyi tercih ettiğini söyleyemem. Babamızın veya annemizin beğenmediğimiz yönlerini ister istemez alıyor her ne kadar olmaması gerektiğine inansak yahut olmasa daha iyi olur desekte o özelliği kendi çocuğumuza kadar taşıyoruz. Kabaca beğenmediğmiz bir üretime "biz" devam ediyoruz. Öyle ki sevdiğimiz insan beğenmediğimiz yönüyle ilgili bir başkasıyla çatışma içine girse sonuna kadar onu destekliyor hatta o yönü git gide kabulleniyor, içselleştiriyoruz.

      Sanırım değişebilmeyi kabul etmiyoruz; belki eksiklik acizlik gibi tanımlıyor, olduğumuzdan farklı davranmamak adına umursamıyoruz. Oysa insan değişebilir. Evet zor olabilir ama kendine has bir olumsuzluğu dahi değiştirebilir. Tek başlangıç isteyebilmekte açıkça...